AdaMerOs Herptil Türkiye
Türkiye Kurbağa ve Sürüngenleri Gözlemciliği ve Fotoğrafçılığı Topluluğu
The Amphibians and Reptiles Monitoring & Photography Society in Turkey
YazıYorum
GözlüYorum
TanıYorum
Tartışıyorum
"EN" türler   
"EN" üyeler   
"EN" fotoğraflar   
"EN" iller   
Ana Sayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle Mail Gönder
Ara
Email
Şifre
Şifremi Unuttum | Beni Hatırla
  
 Ana Sayfa
 Fotoğraf Galerisi
 Herptil Forum
 TanıYorum Galerisi
 GözlüYorum Galerisi
 YazıYorum-ÖğreniYorum
 Fotoğraf Arama
 Herptil Türleri
 Türkiye'nin Herptilleri
 İl Portfolyoları
 Etkinlikler ve Duyurular
 Herptil Ansiklopedisi
 Herptil Biyolojisi
 Gözlem ve Fotoğrafçılık
 Kültür ve Sanat
 Hakkımızda
 Topluluk Üyeleri
 Üyelik Başvurusu
 Türk Herpetologlar
 E-Afişlerimiz
 ENGLISH Pages
 ENGLISH e-Posters
 Videolar/Movies
 E-Bülten (THB)
 Bağlantılar
 İletişim
 
  AdaMerOs Kelebek

Türkherptil DKMPGM ile işbirliği yapmaktadır


 

Turkherptil is an affiliated member of Natural Europe Project

Kör Kertenkeleler (Halkalı Kertenkeleler) (AMPHISBAENIA) AMPHISBAENIA Kuyruksuz Kurbağalar (ANURA) ANURA Kertenkeleler (SAURIA) SAURIA Yılanlar (SERPENTES ) SERPENTES Kaplumbağalar (TESTUDINATA) TESTUDINATA Kuyruklu Kurbağalar (Semenderler) (URODELA) URODELA
        Herptil Ansiklopedisi
Kuyruksuz Kurbağalarda Üreme Davranışları (Stratejileri) nelerdir?

Anurların (Kuyruksuz kurbağalar) yeryüzünde geniş dağılışları, esasen onların evolutif başarılarını göstermektedir. Kutuplar hariç bütün kıtalarda çok farklı biyotoplara, örneğin ormanlar, stepler ve çöllere kadar, uyum sağlamışlardır. Hatta bazı türler Himalaya ve Ant dağlarında 5000 metrenin üzerinde yaşamaktadır. En bol tür tropik yağmur ormanlarındadır. Amazon havzasında 81 tür yaşamaktadır. Buradaki türlerin 35’i gelişimlerini karada geçirmektedir. Amfibi yumurtaları, balık yumurtalarında olduğu gibi daima nemli kalmak zorundadır. Zira yarı saydam zarları kuraklıktan çok az koruyabilir. Ayrıca çok az istisnası ile harici döllenmektedirler. Bu nedenle embriyolar dişi organizma dışında gelişimini tamamlamak durumundadır. Ilıman bölge türlerinde ampleksus su içinde cereyan eder. Döllenen yumurtalar ve çıkan larvalar mevcut suda kurumaktan korunurlar.

            İlk ortaya çıkışlarından günümüze, yaklaşık 200 milyon yıl süresince, anurlar karasal yaşama uyum sağlamışlardır. Ayrıca amfibilerde karasal yaşam sudan uzak bir yaşam anlamına gelmez, pek çok tür yumurtalarını sağanak yağmurlar sonrası, veya yüksekten akan suların nemlendirdiği yerlere bırakır. Karada yaşamak bir bakıma avantajlıdır. Çünkü sulardaki düşmanlarından kurtulmaktadırlar. Balıklar, böcekler ve bunların larvaları için, amfibi yumurtaları tercih edilen besindir. Karasal yaşama uyum sayesinde yenme rizikosunu azaltmışlardır.
            Basit ve yaygın bir strateji: yumurtaları, su bulunan bir yere bırakmaktır. Yumurtalar küme halinde, bir kaya veya sudaki bitkiler üzerine yapıştırılır, çıkan larvalar hemen suya düşerler. Hylidae ailesine dahil Phyllodactylus(Yaprak Kurbağası), Phyllomedusave saydam derileri nedeniyle “Cam Kurbağasıdenen Centrolene türleri bu şekilde yumurta bırakırlar. Bazı türler göl sahilinde, karadaki çukurlara yumurta bırakırlar. Su seviyesi yükseldiğinde larvalar, göl suyuna geçerler. Daha rafine bir metot da yumurtaları bir köpük yığını içine bırakmaktır. Bu durum 4 aileden bilinmektedir. Yumurta bırakıldıktan sonra erkek ve dişi bireyler arka bacakları ile kuvvetli tepinirler. Böylece hava, sperma, yumurta, kloak sıvısı ve bazen su, köpüğümsü bir kitle halinde birleştirilir. Kurak halde bunun dış yüzeyi yapışkan ve serttir, iç kısmı döllenmiş yumurtalarla 10 gün kadar nemli kalır. Bu da kısa kurak bir periyodu atlatmak için yeterlidir. Bu duruma örnek olarak güney Afrikalı Chiromantis (Gri Ağaç Kurbağası), Leptodactylus türleri ve Güneydoğu Asyalı Rhacophorus (Uçan Kurbağa) verilebilir.
            Karaya yumurta bırakmak sucul predatörlere karşı sadece yumurtayı korur. Larval evre için oluşan etki, kurbağa evolüsyonunda diğer bir eğilim ile açıklanabilir. Larvalar dere, gölcük yerine birkaç gün az su bulunan yerlerde gelişir. Bunlar ağaç oyukları, Bromeliacea(Ananasgiller) türlerinin etli ve sert yaprakları arasındaki su birikintileri veya küçük çukurlardır. Su buralarda uzun süreli kalmadığından predatör populasyonlar yerleşmez ve larvalar için “güvenli” çevre oluştururlar. Fakat metamorfoz tamamlanmadan kuruması durumunda, larvalar büyük riziko altındadır.
            Diğer bir üreme şekli yumurta evresinin uzatılmasıdır. Larva olarak çıkma yerine, metamorfozu tamamlamış “minyatür kurbağa” halinde çıkmaktır. Bu mortaliteyi azaltır. Fakat çok az sayıda yumurta üretilir. Çünkü embriyo gelişimini tamamlamak için çok fazla vitellüse ihtiyaç vardır. Her bir yumurta çok büyük olmak zorundadır. Böyle direkt gelişme 9 aileden bilinmektedir. Bu ailelere dahil 800 türün %20’sinde serbest yüzen ve beslenen larval evre bulunmaz. Bu duruma tipik örnek bir cins: Avusturalya, Asya ve Afrika’da dağılış gösteren Eleutherodactylus (Eleuthero: Serbest; dactyl: parmak)’dur. Diğer Afrikalı bir cins, Breviceps (Yağmur Kurbağası) toprak altında yaşar ve şiddetli yağmurda ortaya çıkar. Erginleri derileri vasıtasıyla yağmur suyunu alarak, keselerinde ve dokularında depo ederler. Erkek, daha büyük olan ve yaklaşık küresel şekilli dişiyi ampleksus ile kavrayamaz, ve sırtına yapışır (Yapışık Ampleksus). Bu şekilde iken dişi, toprakta bir çukur kazar ve yumurta bırakır. Yumurtalar erkek tarafından döllenir. Dişi metamorfoz tamamlanıncaya dek depoladığı su ile yumurtaları nemli tutar.
 
Şekil 46: Farklı kuyruksuz kurbağa türlerinde üreme ile ilgili geliştirilen taktikler (Duellman, 1992’den değiştirilerek).
 
            Direkt gelişimin ileri bir şeklinde dişi, yavruları tam gelişmiş olarak doğurur. Yumurtalar yavru çıkıncaya kadar intraabdominaldir. Portorico’dan Eleutherodactylus jasperi, Afrika’dan Bufonid Nectophrynoides tornieri ve N. viviparus’da larvalar dişi karnında vitellüs ile beslenirler (Ovovivipari). Gerçek vivipari’de gelişen yavrular için vitellüs haricinde ovidukttan salgılar beslemeye yarar. Doğum esnasında metamorfoz tamamlanmıştır. Bu duruma Afrikalı 2 tür: Nectophrynoides liberiensis ve N. occidentalis’de rastlanır.
            Memeli ve kuşlar için tipik olan yavru bakımı, kurbağalarda da sık görülür. Trichobatrachus robustus (Saçlı Kurbağa) erkeği su zeminine bırakılan yumurtalar üzerine oturarak düşmanlarından korur. Afrikalı Nectophryne afra erkekleri yumurtaları bekler ve bu esnada suda ayaklarını çarparak yumurtalara bol O2 sağlanır (ventilasyon etkisi). Dendrobates pumilio (Ok Zehiri Kurbağası)’da her iki eşey bakım işini nöbetleşe yerine getirir. Erkek ilk 10-12 gün karaya bırakılan yumurtaları ıslatmakta, daha sonra çıkan larvaları dişi sırtında taşıyarak Bromelia bitkisinin yaprakları arasındaki su birikintilerine bırakmaktadır. 6-8 hafta boyunca dişi, larvalara döllenmemiş yumurta bırakarak beslenmelerini temin eder. Bu davranış başka Dendrobates türlerinden de bilinmektedir. Hylidaeailesinden Phyllomedusa dişisi, döllenmiş yumurtalar yanında, ayrıca su ile dolu besin değeri olmayan kapsüller de bırakmaktadır. Yumurtalar için gerekli nemlilik ozmoz yolu ile bu kapsüllerden sağlanır. Güneybatı Avrupa’da yaşayan Alytes obstetricans (Ebe Kurbağası) erkekleri, dişinin bıraktığı yumurtaları arka bacaklarına dolayarak arada bir nemlendirmektedir.
            Kuluçka bakımı genellikle dişiye aittir. Avusturalyalı Assa darlingtoni’de bu işi erkek üstlenir. Larvalar çıktıktan sonra yüzerek erkeğin vücut yanlarındaki keselere yerleşirler ve gelişimlerini burada tamamlarlar. Pipa cinsinde erkek yumurtaları dölledikten sonra dişinin sırtına bastırır. Ampleksus esnasında su içerisinde taklalar atarlar. Sırt tarafları zemine dönük olduğunda dişi, erkeğin karnına birkaç yumurta bırakır. Erkek dönme esnasında yumurtaları dişinin sırtına bastırır ve döller. Yumurtalar yaklaşık 2 ay kadar dişinin sırt derisi içinde gömülü vaziyette gelişimini tamamlar. Larva yahut minyatür bireyler halinde suya geçerler.
            Kuluçka bakımının diğer bir şekli Hylidae’den güney Amerikalı bazı türlerde görülür. Dişi sırtında epidermel bir kese gelişir. Bu nedenle bunlara “Marsupial (Keseli)” Kurbağalar da denir. Döllenen yumurtalar erkeğin arka ayakları yardımıyla derhal dişinin kesesi içine itilirler. Keseyi içten kuşatan damarlanması zengin dokular aracılığı ile O2 ve CO2 alışverişi ozmotik olarak sağlanır. Bu duruma örnek olarak Venezüellalı Gastrotheca ovifera ve G. cornuta verilebilir.
            Güney Şili’de yaşayan Rhinoderma darwini (Darwin Kurbağası) ergin erkekleri, çıkan larvaları ağızlarına alırlar. Buradan larvalar ses keselerine geçerler ve metamorfozu tamamlayıncaya dek birkaç hafta burada kalırlar ve neticede erkeğin ağzından çıkarak serbest kalırlar.
            Enteresan bir üreme davranışı da Avustralyalı Rheobatrachus silus’da gözlenmiştir. Dişi döllenmiş yumurtaları yutar ve gelişim hayvanın midesinde tamamlanır. Sindirilmeyi önlemek için öncelikle yumurta zarlarından, daha sonra 6 hafta boyunca da larvaları tarafından Prostaglandin E2 salgılanır. Bu madde midede pepsin ve hidroklorik asidinin (HCl) üretimini durdurur. Böylece mide, bir sindirim organından “kuluçka kesesine” dönüşür. Yumurtalar bol vitellüs içerdiğinden başka besine ihtiyaç yoktur. Doğum esnasında özofagus memelilerde vaginanın açılmasını andırır şekilde son derece esneyerek yavruların çıkmasını sağlar.
 
Kaynak: 
Budak, A. & Göçmen, B. (2005).  Herpetoloji. Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Kitaplar Serisi, No. 194, Ege Üniversitesi Basımevi, Bornova-İzmir, 226 s. (ISBN 975-483-658-2) [Türkçe Kitap]. [2nci baskı, 2008].

Copyright © 2011 - 2020 AdaMerOs Herptil Türkiye, her hakkı saklıdır.
Bu sitede yayınlanan fotoğrafların ve yazıların hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir.
Fotoğraflar, yazılar ve diğer içeriğin izin alınmadan herhangi bir ortam ve biçimde kullanılması T.C. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur.